Menü Ünye Kent Gazetesi
ARİF TAKICI

ARİF TAKICI

Tarih: 10.09.2021 17:24

VAR OLMAK

Facebook Twitter Linked-in

Var olmak nasil bir kavrami ifade ediyor?   Basta insan olmak üzere canli ve cansiz varliklar aslinda ne ölçüde ve hangi gerçekte varlar?  Sadece saman yolu galaksisinde 24 milyar yildizin oldugu ve bundan baska sonsuzlugun barindirdigi milyarlarca galaksi ve yildiz kümelerinin içersinde ki dünya denilen gezegen,  üzerinde bir kismi da insan olan milyarlarca canliyi barindiriyor.

     Dünya’da var olmak… Dünya’da sadece fiziki ya da biyolojik anlamda var olmak, gerçekten olmak manasinda tanimlanabilir ve kabul edilebilir mi? Var olmanin tanimi ve tarifi nedir?

  Mesela kendini bilime adamis, kendisini çoluk çocugunun rizkini kazanmaya adamis, kendini vatanini savunmaya adamis,  kendisini ülkesini kalkindirmaya adamis, kendisini yavrusunu en iyi sekilde yetistirmeye adamis anne ile… Yani düsünüyorum çabaliyorum ve öyleyse varim diyen ile sadece biyolojik ve fiziki olarak olup da aslinda ruh olarak var sayilmayan arasinda ki var olmak kavraminin tanimi nasil saptanmali mesela?

   Tamam, esrefi mahlûk olan insan özel sifatlariyla diger canlilar ile gezegeni paylasiyor da, gerçek var olma saptamasinda insan disindaki canlilar ile insanin var olma mukayesesini yaparken hangi enstrümanlari kullanacaksiniz?

   Bir salyangoz ile ya da ne bileyim bir aslan ya da bir kus ile insanin var olma kiyaslamasini yaparken tercih edeceginiz argümanlar neler olacak?

    Var olmanin gerçekte bir canlinin yaradilis gayesinin tezahürü olarak hareket etmesinin tarifi ve tescili oldugunu düsünüyorum!

     Mesela var olus gayesine göre topragi havalandiran yilan ve solucan,   batakliklari temizlemek için sinekleri yiyen kurbaga,  asilama görevi yapan ari ve sinek,  fare neslini dengeleyen kedi ya da yilan neslini dengeleyen tavuk vesaire ile yaradilis gayesine göre hareket etmeyip miskin bir hayat yasayan insanin var oluslari bir midir?

     Yani bu durum da hangisi var ve yoktur sorusunun bir cevabi olmali!

    Dünü bos, simdisi bos, sonrasi meçhul olan insan aslinda yoktur… Dünü ve simdisi olan tüm türler ise vardir! 

         Âlim ölse de yasar… Cahil yasarken de ölüdür. Hz Ali. 

              Hazreti Ali’nin sözleri bizim bu yazimizin ve benzer binlerce bu manadaki yazinin cevabidir aslinda.

      Yaradilis gayesine göre var oldugunu iddia edenin, yani her hangi bir hayvandan farkli oldugunu düsünen insanin, öyleyse var oldugunu kabul etmemiz için var olus sebebine göre gerekli fiiller sergilemesi lazimdir!   

      Bir tanidik vardi var olma sebebine aykiri hayat yasayan ama bu aykiriliklarla huzur bulmaya çalisip bir türlü huzuru bulamayan!

   Vermeye, sevmeye, gelmeye, ibadete ve Allah’i hatirlamaya, üretmeye, okumaya, sohbete, ilim dinlemeye hiç vakti olmadigini düsündü hep.

     Mezarlik ziyareti yapmaya da hiç vakti olmamisti… Karisi ve çocuklari ile sohbet etmeye de, hisim akrabayi arayip gözetmeye de hiç vakti olmamisti.

  Ve böylece, kendine benzer binlercesi gibi yaradilis gayesine tezat bosluklar içersindeki o mat verimsiz ve miskin hayati tükenip üzerine tahtalar dizildiginde hiç iyilige vakti olmayan bu adamin, bir süre sonra vücudunu kemirmeye baslamisti yilanlar çiyanlar yaradilis gayesine uygun olaraktan.

  Ama o hiç olmadi,  ölü gibiydi zaten yasarken de dünya’da…  Ama simdi gerçekten var olmamanin adasi olan ölüler dünyasinda kendi huyuna suyuna uygun,  yokluga teslim gibi,  yokluk zannedilen ama gerçek var olusun en adil kavsaginda kiyamet sonrasi Arasat meydanindaki toplanma gününü bekliyordu!

    Cenazelere gitmeyi hiç istemedi,  hadi gitti diyelim o zaman da caminin avlusunda sigarasini tüttürerek bekleyip namaza girmedi camiye,  sadece cenaze namazina katildi kültürel bir davranisin usulünü yerine getirme dürtüsü ile… Ayetlerin yazildigi yesil örtüyü hiç sevmedi tabut üzerine serildiginden ve gericiligin simgesi oldugunu düsündügünden.  

   Ama bir sabah saat 9’da onun içine girmedigi bir caminin minaresinden okunan sala ile verilen cenaze haberi, onun sonlandigini haber veriyordu.

    Onun sevmedigi yesil örtüyü örtmüslerdi tabutunun üstüne…  Onun yaptigi gibi yapti arkadaslari da cenazesinin götürüldügü cami saçaklarinda cigara tüttürüp camiye girmeyerek… Ve sadece nostalji olsun kültür olsun diye abdestsiz cenaze namazina katilarak. O yoktu, yine yok oldu… Bir vardi, bir yoktu…

  

  

    


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —