Menü Ünye Kent Gazetesi
FATMA CANBULAT ERDEM

FATMA CANBULAT ERDEM

Tarih: 09.12.2023 09:00

Yaşam Sevincimizi Besliyor Muyuz?

Facebook Twitter Linked-in

Yaşam sevincini beslemek için yapılabilecekleri sıralamıştı geçenlerde bir kişisel gelişim uzmanı. “Olumlu düşünme” bunların en başında geliyordu. Çok ilginç bir tabir kullandı anlatırken; “rağmen bakış açısı”. Başına istemediğin bir olay geldiğinde şu soruyu kendinize sorun diyordu. Her şeye rağmen, bu olayın bana öğretmeye çalıştığı neleri görmem gerekiyor? 

Diğeri; “her olana her haline şükredebilmek, şikayeti hayatından çıkarmak”. Yıllardır denediğim bir yöntemdir bu benim. Tabi ilk başlarda o kadar da kolay olmuyordu. Bir şeylerden şikayet ederken kendimi yakaladığımda, o olayı olduğundan çok büyüttüğümü fark edip susmayı tercih ettiğim ve kendimi hafiflemiş hissettim. Söylenmeyi bıraktığımda özgürleştim, şükrü artırdığımda ise hep güzellikleri hayatıma çektim.

Yaratıcılık, üretkenlik adeta bir terapi. Annem televizyon karşısında bile örgü örerdi ben çocukken. Hiç anlayamazdım onu, “anne neden yoruluyorsun ki, bırak örgüyü de filmi rahatça izle” derdim. Şimdi anlıyorum örgü örmenin, seramik çiçek yapmanın, dikiş dikmenin vb. nasıl bir terapi olduğunu. 

Annem, bize kazak örmeye karar verdiğinde, rengarenk yün çilelerini tuhafiyeden alıp eve gelirdik. Çile denirdi o yumak olmamış yüne.  Avuç içlerimi karşılıklı bakacak şekilde tutup, elimi çilenin içinden geçirir annemin karşısında dururdum. O da çileyi özenle yün yumağına dönüştürürdü. Yünün kalınlığına göre örgü şişlerinin numarası olurdu, her yün farklı şiş ile örülürdü. Abime o yıllar çok moda olan önü saç örgülü, kolları pirinç desenli kazağını örerken kaç numaralı şiş kullanmıştı hatırlamıyorum.

Sürekli görüştüğün çevrendeki beş kişinin, hayatında çok önemli olduğunu duymuşsunuzdur.  Depresif, sürekli gıybet eden, surat asan tiplerle çevriliyseniz işiniz zor. Yaşam sevincinizi yükseltmek şurada dursun, sizi hayattan bezdirebilirler. Hayatı, zorlukları, karanlığı, sıkıntıları ile de bir paket olarak kabullendiğimizde işin içinden çıkmamız mümkün oluyor. “Hayatımızı neden güllük gülistanlık, sıkıntısız, ferah ve tek bir çizgide geçiremiyoruz?” sorusuna verilen cevap beni çok etkilemişti. Bir hasta düşünün hastane yatağında yatıyor ve kalp atışlarının izlendiği bir cihaza bağlı. Bu cihaza baktığımızda bir yukarı bir aşağı zikzaklar çizer ve bu, hastanın hayatta olduğunu gösterir. Ne zaman ki, sabit paralel tek bir çizgi halinde duruyor cihaz,  hastayı kaybetmişizdir, artık hayatta değildir. 

Hareket berekettir der atalarımız çok da doğru söyler. Doğaya bakın, hayvanlara bakın sürekli bir devinim içinde tüm evren. Hareketsiz durmak yaradılışa aykırı bir durum. O nedenle hiç bir şey yapamıyorsanız bile yavaşça o televizyonun karşısındaki koltuktan kalkın, camdan dışarı bakın, balkona çıkın, hadi kalkmışken giyin spor ayakkabılarınızı ve o güzelim Ünye’nin sahiline çıkıp bir deniz havası alın. Benim için de Yüzüncü Yıl’da bir şekersiz çay için.

Uyumadan önce muhakkak bir saat kitap okumayı alışkanlık haline getirdim yıllardır. Kitap okumak sizin empati kurma yeteneğinizi artırır. Küçük dünyanıza kocaman bir pencere açar. Uyumadan önce eğlenceli bir müzik dinlemek veya film izlemek, meditasyon yapmak da bize iyi gelenlerden. “Bugün ne öğrendim?” diye belki hiç sormuyoruz kendimize, her günün bir çok hediyeyle geldiğini düşünüyorum. Onları fark edip belki bir günlüğe belki de telefonumuzun notlar kısmına yazabiliriz.

Yaşam sevincimizi beslemenin farklı yollarını eminim her biriniz hayatınızda uyguluyorsunuzdur. Çocuklarımızla, eşimizle, dostumuzla bir araya geldiğimizde, iyi yaşam sırlarımızı paylaşıp birbirimize destek olabiliriz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —