YAHYA CUMHUR TAPÇI


Çocuklarımız Din Eğitiminde de ya Biz…

Yahya Cumhur Tapçı


Yaz tatili gelince geçmişten günümüze İslami hassasiyeti olan aileler çocuklarının dini eğitimleri konusunda koşuşturmaya, çareler aramaya ve telaşlanmaya başlar. Aslında böyle bir telaşa, kargaşaya ihtiyaç yoktur. Ama nedense biz insanlar, son dakikada aklımız başımıza gelir, en kısa zamanda, en kolay bir şekilde ihtiyaçlarımızı, sıkıntılarımızı ortadan kaldırmaya çalışırız. Hal böyle olunca da maalesef istediğimiz sonuçları elde edemeyiz.

Günde beş vakit ezan okunur, kandil geceleri ve günleri, Ramazan, Kurban bayramları ve uygulamaları bize/çocuklarımıza bir şey öğretemez bir buçuk ayda her şeyi öğretme gayretkeşliğine girişiriz. Her işte olduğumuz gibi bu konuda da çok samimi olmadığımızı düşünüyorum. Temel sorunumuz samimiyetsizlik, inançsızlık, tembellik, sorumsuzluk, … say sayabilirsen. Bunca olumsuz davranışlar içinde çocuklarımızdan; çalışkanlık, dürüstlük, sorumluluk gibi davranışlar bekliyoruz. Bu ne büyük çelişki...

On altı, on yedi yılda öğretemediğimiz yabancı dil eğitiminde olduğu gibi bir ömür dini bilgilerimizi öğretemeyişimizin asıl müsebbibinin kendimiz olduğundan hareketle bu meyanda çareler aramaya çalıştık mı? Birinci dereceden sorumluluğun kendimizde olduğunun idrakine varabiliyor muyuz? Her sorunun müsebbibi olarak başkalarını suçlama alışkanlığımızdan kurtulmadıkça biz hiçbir sorunumuzun üstesinden gelemeyiz. Öncelikle kendimizden başlamalıyız her şeye, işe… 

Çocuklarına din eğitimi verme arzusu ve heyecanı taşıyan anne ve babalar, öncelikle kendiniz öğrenin dininizi! Sonra hayat tarzı haline getirin, yaşayın, örnek olun! Hayatınıza uygularsanız çocuklarınıza din dersi aldırmaya, onlara bir şeyler öğretme telaşı yaşamanıza gerek kalmaz. Din sadece anlatma ile öğrenilmez, yaşanarak öğrenilir, öğretilir. 

Sadece dinleyerek öğrenme tembel insanların en önemli kolaycılığıdır. Günümüzde okuyarak, araştırarak her türlü soruya, sorunlarımıza cevap bulabileceğimiz ortam var. Her şeye rağmen sorularımıza ya da sorunlarımıza cevap bulamadığımızda müracaat edebileceğimiz kişi ve kurumlar da var Allah(cc)’şükür. Kim neyi merak etti de cevabını bulamadı ki… Önce araştır, bul…. Bulamazsan sor!

İlkokulda, ortaokulda, lisede Kur’an’ı Kerim, Hz. Muhammed’in hayatı seçmeli dersleri ve Din Kültürü dersleri var. İmam hatip ortaokulları, Liseleri, Yüksek İslam Enstitüleri, İlahiyat Fakülteleri, öğrenci, öğretmen, öğretim üyeleri… Bunların yanında çoğumuz Müslümanız ve çocuklarımızın çoğunluğu Müslüman bir ailenin üyesi. Beş vakit ezan ve namaz, kutsal değer verdiğimiz geceler, günler, Ramazan, Kurban bayramları… ( Bu konuda yazdığım bir yazıda bu sayının toplamının milyonlarca olduğu tespitini yapmıştım.) Bunca, din görevlileri, okul, öğrenci, eğitmen ve ailelere rağmen neden bir türlü  düzgün bir Müslüman olamıyoruz?!

Kabahati başka yerlerde aramaya gerek yok. Kusuru başka yerlerde aramaya devam ettiğimiz sürece gidişatımız felakettir. Bu olumsuzluğun birinci müsebbibi biziz, yani ben, sen, o… Ben kendimi, sen seni, o da kendini düzeltecek, İslam’ı yeniden öğrenecek, hayatına uygulayacak, birbirimizin eksiğini, yanlışını düzelteceğiz o kadar. Başka bir şey yapmaya gerek yok. Kurum, kuruluş ve ilgili kişiler bu konu üzerinde durup toplumu bilinçlendirerek toplumda yeniden kendine gelme kampanyası başlatmalıdır. Müslüman bir ülkede, Müslümanların yönettiği bir ülkede veya Müslüman ülkelerde Müslümanlar Müslüman gibi yaşamıyor, düşünmüyor ve örneklik teşkil etmiyorsa Müslümanlar Müslümanlıklarını sorgulamalılar. 

Çocukların başlarına bir görevli dikip onlara İslam’ı ve Müslümanlığı öğretiyormuş gibi davranmamalıyız. Sadece çocuklarımızın din eğitimine değil, ebeveynler olarak kendi Müslümanlık ve din eğitimi tahsilimizi tamamlayalım ve onlara en güzel örnek olalım. Bunun için ne hocaya, hacıya, ne okula, ne öğretmene ihtiyaç vardır. Bu kişi kurum ve kuruluşlarımıza ihtiyaç yok anlayışında değilim. Bunlar da ihtiyaç. Ancak bunlar eksiklerimizi tamamlamaya, yanlışlarımızı öğrenmede devrede olmalıdır… 

Her Müslüman ebeveyn gibi ben de çocuklarımızın geleceğinden endişeliyim. Okullardan, hocalardan, hacılardan bir medet ummuyorum. Allah(cc), zenginliği istediğime, ilmi isteyene veririm, demiş. Ben din adamı değilim. Dini konuda fetva verme, ahkâm kesme ukalalığında bulunmak da istemem. Ancak Müslümanlığımızın ve çocuklarımızın durumu ortada... Hepimiz, bu sorunun çözümünü hocalardan, öğretmenlerden, yöneticilerden beklerken, kendi kabahatimizi ve sorumluluğumuzu es geçemeyiz… 

Niyette riya olmaz, derler. Allah(cc) herkesin gerçek niyetini bilir. O halde, kişi öncelikle kendinin gerçek niyetini ve samimiyetini sorgulamalıdır. Başta yöneticilerimiz, sorumlu kurum amirlerimiz, görevlilerimiz, fert olarak biz, kendi samimiyetimizi, çabamızı, fedakârlığımızı, sorumluluğumuzu ve icraatlarımızı sorgulamadığımız sürece, sorunun çözümünü sürekli başkalarından bekleme anlayışımızla bir yere varamayacağımızı artık idrak etmeliyiz vesselam… 02.07.2024

 

YAZARLAR

https://www.facebook.com/%C3%9Cnye-Kent-Ofset-106507792092593